Header Ads

Ã?nizleme

Camiye sağ ayak ile girilir

Önizleme
Sual: Camiye, eve, evin odalarına girerken sağ ayakla mı girmek gerekir?

Cevap: Camiye sağ ayak ile girilir. Camiden çıkarken de, önce sol ayak ile çıkılır. Uyûn-ül-besâirde deniyor ki:

"Camiye girerken, girmeden evvel, önce sol, sonra sağ ayakkabı çıkarılır. Bundan sonra, önce sağ ayakla camiye girilir. Önce sol ayakla çıktıktan sonra veya çıkmadan evvel, önce sağ ayakkabı giyilir." Hadîkada deniyor ki:

"İmâm-ı Nevevî Müslim şerhinde buyuruyor ki, mübarek, şerefli ve temiz işleri yaparken sağdan başlamak müstehabdır. Ayakkabı, don, gömlek giyerken, baş tıraş ederken ve tararken, bıyık kırkarken, misvak kullanırken, tırnak keserken, el, ayak yıkarken, mescide, Müslümanın evine ve odasına girerken, heladan çıkarken, sadaka verirken, yemek yerken, su içerken sağdan başlanır. Bunların zıddı olanları yaparken, mesela ayakkabı, çorap, elbise çıkarırken, camiden ve Müslümanın evinden, odasından çıkarken, helaya girerken, sümkürürken, taharetlenirken soldan başlamak müstehabdır. Bunları tersine yapmak, tenzihi mekruh olur. Çünkü heyette, şekilde olan sünneti terk etmek olur."

***

Sual: Bir Müslüman namazın şartlarına tam uymazsa, namazından çalmış, hırsızlık mı yapmış olur?

Cevap: Peygamber efendimiz bir gün Eshâb-ı kirama hitaben;

-Hırsızların büyüğü kimdir bilir misiniz? buyurdu. Onlar da;

-Bilmiyoruz, siz buyurun dediklerinde:

(Hırsızların büyüğü, namazından çalandır ki, namazın erkanını tamam yapmaz!) buyurdu. Bu hırsızlıktan da sakınmalıdır ve büyük hırsız olmaktan kurtulmalıdır. Kalbe hiçbir şey getirmeyerek, niyet etmelidir. Niyet doğru olmazsa, ibadet sahih olmaz. Kıraati doğru okumalıdır. Rükuyu, secdeleri, kavmeyi ve celseyi, itminan ile yapmalıdır. Yani, rükudan kalkınca tam dikilip, bir tesbih miktarı durmalı ve iki secde arasında doğru oturup yine bir tesbih miktarı öyle durmalıdır. Böylece, kavmede ve celsede, itminan yani tumaninet hasıl olur. Böyle yapmayanlar, hırsızlardan olur ve çok azaplara yakalanır.

***

Sual: Özrü sebebiyle oturarak namaz kılan birine, ayakta namaz kılabilenler, buna uyup cemaat olabilirler mi?

Cevap: Su ile abdest alan, teyemmüm etmiş olana, ayakta kılan, oturarak kılana ve nafile kılan, farz kılana uyabilir. Dinini bilen bir imam arayıp ona uymalıdır.

***

Sual: Niyet etmeden zekât verilirse caiz olur mu? Nisap tarihinden bir sene sonra nisaptan düşünce zekâta etkisi olur mu? Nisabın telef olması ne demektir?

Cevap: Bir kimse, zekât niyeti ile kırkta bir ayırmadan veya verirken niyet etmeden, fakirlere milyonlarla lira dağıtsa, zekât vermiş olmaz. Çünkü, ayırırken veya kendi vekiline veya fakire veya fakirin vekiline verirken niyet etmesi farzdır.

Eldeki para ve ticaret malı nisap miktarı olduktan sonra, bir sene tamam olmadan, azalıp nisaptan aşağı düşse veya daha çoğalırsa, zekâta tesiri olmaz. Yani, sene sonunda, nisap miktarından az olmaz ise, mevcudun zekâtı verilir. Sene sonunda elinde bulunan paradan, yiyecek, giyecek, ev satın almak, kira vermek gibi lüzumlu paraları düşmez. Bütün paranın zekâtını verip kalanı bunlara harç eder. Hanefide ve Şafiide, sene sonu gelmeden önce, nisap telef olur veya telef ederse, yani elinde zekât malı nisap miktarı kalmazsa, evvelki nisap sayılmaz olur. Yeniden nisaba malik olursa, yeniden bir sene daha bekleyip, sene sonunda da, nisap elinde kalırsa, bu elindekinin kırkta birini, niyet ile, ayırıp, verir.

Maliki ve Hanbeli mezheplerinde, nisap helak olursa, yine böyledir. Fakat, zekâttan kaçmak için, kendi telef ederse, evvelki nisap değişmez. Bir sene geçtikten birkaç gün sonra, eline çok para, mal gelse, bunun zekâtı hemen verilmez. Bir sene sonra, elinde bu da kalırsa, verilir. Alacak başkadır, ele geçen başkadır. (Câmi'ur-rümûz) kitabı, seksenaltıncı sahifede buyuruyor ki, (Nisaba malik olduktan sonra, bir sene tamam olmadan önce satın alınan ticaret eşyası ve tevellüt ederek veya hediye, miras, vasiyet suretleri ile ele geçen (Saime) hayvan ve altın, gümüş, hatta sene sonuna yakın iken de ele geçseler, kendi cinsinden nisaplara eklenerek hepsinin zekâtı birlikte verilir. Buradan anlaşılıyor ki, sene tamam olduktan sonra ele geçenler nisaba eklenmez.

Yani o senenin zekâtına sokulmayıp, ondan sonra gelen senenin zekâtına bırakılır. Yine anlaşılıyor ki, nisabı olmayanların eline geçerlerse, bunların, o sene zekâtları verilmez). (Tam İlmihâl s. 299)

Önizleme

Hiç yorum yok

Cevap istediğiniz sorularınız için dinimizislam2@gmail.com adresine mail gönderiniz. Teşekkürler.
DİNİMİZ ve İSLAM SİTESİ YÖNETİMİ

Blogger tarafından desteklenmektedir.