Header Ads

Ã?nizleme

Cihad, isyan etmek, yıkmak değildir

Önizleme
Sual: Zamanımızda cihad etmeyi, isyan etmek, öldürmek, yakmak, yıkmak şeklinde tanıtıyorlar. Gerçekten cihad etmek böyle midir?

Cevap: Cihad demek, ihtilal yapmak, amirlere karşı gelmek ve hükûmete isyan etmek, dövmek, yıkmak, kırmak, sövmek demek değildir. Böyle şeyler yapmak, fitne çıkarmak olur. Yani bölücülük olur. Müslümanların ezilmesine, hapse girmesine ve din, iman bilgilerinin yasak edilmesine yol açar. Böyle fitne çıkaranlara Peygamber efendimiz lanet etmiştir. Hapse girmeyi istemek, bir Müslüman için şeref değildir. Müslüman için şeref; İslâmın güzel ahlakını edinmek, herkese iyilik etmek, İslâmiyete uymak, her mahluka faydalı olmaktır. Hapse giren, bu şereflerden mahrum kalır. Kendini tehlikeye atmak ahmaklıktır, günahtır. Zira Allahü teâlâ (Kendinizi tehlikeye atmayınız!) buyuruyor.

***

Sual: Bir Müslümanın, beş vakit namazı, vakit girdikten sonra ve vaktinde kıldığını bilmesi şart mıdır?

Cevap: Akıl ve baliğ olan, yani aklı olup, evlenme yaşına gelmiş olan her Müslüman erkeğin ve kadının, her gün beş vakit namazı, vakitlerinde kılmaları farzdır. Bir namaz, vakti gelmeden önce kılınırsa, sahih olmaz. Hem de, büyük günah olur. Namazın sahih olması için, vaktinde kılmak lazım olduğu gibi, vaktinde kıldığını bilmek, şüphe etmemek de farzdır. Tergîb-üs-salâtdaki hadîs-i şerifte (Namaz vakitlerinin bir evveli vardır. Bir de sonu vardır) buyuruldu.

***

Sual: Dinimizin bildirdiği ölçülere göre seferî yani yolcu olan bir kimse, her namaz vaktinde ezan okuyacak mıdır?

Cevap: Misafir olanlar, kendi aralarındaki cemaat ile de, yalnız kılarken de, ezan ve ikâmet okur. Yalnız kılanın yanında, arkadaşları kılıyorsa, ezanı terk edebilir. Seferî olan kimse, bir evde yalnız kılarken de, ezan ve ikâmet okur. Çünkü, camide okunan, onun namazı için sayılmaz. Seferî olanlardan bazısı, evde ezan okursa, sonra kılanlar okumaz.

***

Sual: Ortak mülklerde, binalarda yapılan masraflar, ortaklardan mı alınır? Ortaklardan biri ödemeye yanaşmazsa ne yapılır?

Cevap: Bu konuda Mecellenin 1308. maddesinde deniyor ki:

"Ortak mülkün tamiri, hisselere göre ortaklaşa yapılır. Hisse sahiplerinden biri yok ise ve tamir edecek olan kimse hâkimden izin alırsa, masraftan ötekine düşen payı ondan isteyebilir."

***

Sual: Namazın mekruhları nelerdir? Namazda parmakları çıtırdatmak câiz midir?

Cevap: (Dürr-ül-muhtâr)da ve bunun şerhi olan (Redd-ül-muhtâr)da bildirilen namazın mekruhlarından bir kısmı şunlardır:

8- Küçük ve büyük abdesti sıkıştırırken ve yel zorlarken namaza durmak mekruhtur. Namaz arasında zorlarsa, namazı bozmalıdır. Bozmaz ise, günaha girer. Cemaati kaçırsa da, bozması efdal olur. Kerahetle kılmaktan ise, cemaat sünnetini kaçırmak evlâdır. Namaz vaktini veya cenaze namazını kaçırmamak için, mekruh olmaz.

9- Erkeklerin saçını enseye topuz yapıp veya başın etrafına sarıp veya tepeye toplayarak etrafını iple bağlayıp namaza durmaları mekruhtur. Bunları namazda yaparsa, namaz bozulur. Mekke'de, ihram içinde iken, namaz baş açık kılınır.

10- Namazda, secde yerinden taşı, toprağı eli ile süpürmek mekruhtur. Secdeyi güçleştiriyorsa, bir hareket ile, câiz olursa da, namazdan önce temizlemelidir.

11- Camide, namaz için safa girerken, namaza dururken ve namaz içinde parmakları bükerek çıtırdatmak, iki elin parmaklarını birbiri arasına sokup çıtırdatmak mekruhtur. Namaza hazırlanmadan önce, zaruret olursa, mekruh olmaz. (Tam İlmihal s. 237)

***

Sual: Allahü teâlânın gönderdiği Peygamberlerin hepsi aynı derecede, aynı yükseklikte midir ve Peygamberlik nasıl elde edilir?

Cevap: Yeni bir din getiren Peygambere Resûl denir. Yeni din getirmeyip, insanları, önceki dine davet eden Peygambere Nebi denir. Emirleri tebliğ etmekte ve insanları, Allahü teâlânın dinine çağırmakta, Resûl ile Nebi arasında bir ayrılık yoktur. Peygamberlere iman etmek, aralarında hiçbir fark görmeyerek, hepsinin sadık, doğru sözlü olduğuna inanmak demektir. Onlardan birine inanmayan kimse, hiçbirine inanmamış olur.

Peygamberlik; çalışmakla, açlık, sıkıntı çekmekle ve çok ibadet yapmakla ele geçmez. Yalnız Allahü teâlânın ihsanı, seçmesi ile olur. Allahü teâlâ, insanların dünyadaki ve ahiretteki işlerinin düzgün, faydalı olması, zararlı işlerden koruyup, selamete, hidayete, rahata kavuşmaları için, Peygamberler vasıtası ile dinler göndermiştir. Allahü teâlâ, Peygamberlerin doğru söylediklerini göstermek için, Onları mucizelerle kuvvetlendirdi. Hiç kimse bu mucizelere karşı gelemedi. Peygamberi kabul edip inanan kimseye, o Peygamberin Ümmeti denir. Kıyamet gününde, ümmetlerinden, günahı çok olanlara şefaat etmeleri için izin verilecek ve şefaatleri kabul olacaktır.

***

Sual: Kiraya verilen ev, araba gibi şeyler oluyor, bunlar zarar gördüğü zaman, bu zararı kiracı mı yoksa mal sahibi mi öder?

Cevap: Kiraya verilen mal, kiracıya teslim edilince emanet olup, kiracının elinde kasıtsız telef olunca, zarara uğrayınca, bu zararı ödemez. Kiraya verilen malı, âdet haricinde kullanmak kasıt sayılır. Eğer kiracı kasıtlı zarar vermişse, meydana gelen zararı öder.

***

Sual: Cenazeyi ne şekilde götürmeli, taşımaya tabutun ne tarafından başlamalıdır?

Cevap: Cenaze taşımakta önce ön tarafta, meyyitin sağ tarafı, sağ omuza alınıp, on adım taşınır. Sonra, arka sağ bacak tarafı sağ omuzda, on adım taşınır. Sonra meyyitin sol tarafına, yani arkadan bakıldığına göre, tabutun sağ tarafına geçip, sol omuzda, on adım önde, on adım arkada taşınır. Hepsi kırk adım eder. Hadîs-i şerifte;

(Cenazeyi kırk adım taşıyanın kırk büyük günahı affolur) buyuruldu.

***

Sual: Kiradaki bir evi veya dükkânı satın alan bir kimse, ev veya dükkândaki kiracıyı hemen çıkarabilir mi?

Cevap: Kirada bulunan malı satın alan başka bir kimse, kontratı bitmeden kiracıyı çıkaramaz. Müşteri, kontrat bitinceye kadar bekler veya kira akdini mahkeme kararı ile fesih ettirir.

Hiç yorum yok

Cevap istediğiniz sorularınız için dinimizislam2@gmail.com adresine mail gönderiniz. Teşekkürler.
DİNİMİZ ve İSLAM SİTESİ YÖNETİMİ

Blogger tarafından desteklenmektedir.