BREAKING NEWS
Yaşam

728x90

header-ad

468x60

header-ad

Başarı ve hizmet

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Dünyanın en başarılı tüccarı, parayı, bir gün değil, bir saat elinde tutmayandır. Elde tutulan para zarardır. Parayı çok süratli çevirenler, çok başarılı olanlardır. Hiçbir tüccar, sermayesinden mal alıp satmaz. Ne yapar peki? Oradan aldığı parayı, buraya yatırır, buradan aldığını başka işe yatırır, yani birbirinin üzerine bindirmek suretiyle, o parayı döndürür.


Akıllı tüccar, yapıp satmaz, satıp yapar. Yani, ben mal yaptım, gel al demez. Siparişini alır, yapıp teslim eder. Satmadan da almaz, almadan satar. Yani hazır mamule paraları yatırıp, sonra bunları satmak için müşteri beklemez. Önce satar, sonra üreticiden, bunları müşterisi için sipariş eder.

Yemin etmek ne demektir?

Sual: Yemin etmek ne demektir?
CEVAP
Yemin, kuvvet demektir. Sözün, niyetin, işi yapmak veya yapmamak arzusunun kuvvetli olduğunu gösterir. En kuvvetli şekilde söz vermek olur. Bu söz de, ancak Allahü teâlâ için verilir. Diğer yeminler günahtır. Bazıları çocuğumun ölüsünü öpeyim gibi yeminler ediyor. Bu uygun değildir. Yemin yalnız Allah adıyla yapılır. Mesela vallahi demek, Allah adıyla yemin ediyorum demektir. Sadece yemin ediyorum demek de yemin olur. O da Allah için yemin olur.

Kul hakkı ve haram kazanç

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Peygamber efendimiz, insanın nefsini kıran, hastalık, açlık ve ölüm için, (Eğer Allahü teâlâ bu üç felaketi vermeseydi, insanlar azar, kudururdu) buyuruyor.


İnsan; hastalık, deprem, kaza veya başka bir sebeple ölebilir. Ölüm herkesin peşindedir. Biz dünyanın peşindeyiz, o da bizim peşimizdedir. Nerede, ne zaman, ölüme nasıl yakalanacağımızı bilemeyiz. Bu yüzden, ölüm unutulmamalı, o gün mutlaka gelecek. İşte o ölüm gelmeden önce, ona hazırlıklı olmalı. Ölüme hazırlık, helal kazanıp helal yere harcamaya ve helal lokma yemeye dikkat etmekle olur. Haramın sonu ateştir. Çürük mal satışıyla, milleti aldatarak elde edilen parayı veya başka bir haksız kazancı, Allah kapıdan içeri sokmasın! O öyle bir çıkar ki, çıkarken de, beraberinde çok şey alıp götürür. O mikrobu içeri sokmamalı. Bir kimsenin, vücuduna ateş doldurması akıl kârı değildir. Peygamber efendimiz anlatıyor:

Her yere peygamber geldi

Sual: Dünyanın her yerine peygamber gönderilmiş midir?
CEVAP
Evet, köylere kadar, her yere peygamber gönderilmiştir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:


Çok geniş ve çok derin düşünüyorum da, yeryüzünde, Peygamberimizin haberi yetişmeyen, hiçbir yer kalmadığını anlıyorum. Bütün dünyanın, Onun davet nuruyla güneş gibi aydınlandığı görülüyor. Hatta duvar arkasında bulunan, Yecuc ve Mecuc'a bile ulaşmış bulunuyor. [İmam-ı Rabbani hazretleri zamanında böyle olunca, iletişim vasıtalarının çok ilerlediği günümüzde, Müslümanlığı duymayan kimselerin kalmadığı ihtimali daha kuvvetlidir.]

Geriye dönük taklit

Sual: S. Ebediyye'de, (Hanefi mezhebindeki bir kimsenin, dişleri kaplama ve dolguluyken gusül abdesti sahih olmadığından, namazları da sahih olmaz. Şâfiî veya Mâlikî mezhebini taklide başlayıncaya kadar kılmış olduğu namazları kaza etmelidir) deniyor. Yine S. Ebediyye'de, (Kendi mezhebine uymayan işi yaptıktan sonra bile, taklit yapmak caiz olur. Mesela Ebu Yusuf hazretlerine, Cuma namazını kıldıktan sonra, gusül abdesti aldığı kuyuda, fare ölüsü görüldü dediler. "Şâfiî mezhebine göre guslümüz sahihtir" dedi) deniyor. Hanefî mezhebindeki bir kimse, dolgu dişi varken, Malikî'yi taklit etmeden, yıllarca kıldığı namazları için, bu hükme uyarak, (Bu namazlarımı Mâlikî mezhebine göre kıldım) diye niyet etse, kaza etmeye lüzum kalmadan, bu namazları sahih olur mu?
CEVAP
S. Ebediyye'nin müellifi merhum hocamıza, otuz yıl sual sordum. Bu suali de sormuştum. Sual ve cevaplardan birkaçı şöyleydi:

Haramı caiz görmek

Sual: S. Ebediyye'nin nikâh bahsi ile namazı bozanların 21. maddesinde, kâfirle evlenmeye karar veren Müslüman kızın, hemen mürted, kâfir olacağı bildiriliyor. Hâlbuki nikâh bahsinde, anneyle, kız kardeşle ve müşrik kadınla evlenmenin haram olduğu bildiriliyor. Burada haram, küfür mü demektir?
CEVAP
Sualde bildirilen kadınlarla zina eden, büyük günah işlemiş olur, fakat kâfir olmaz. Ancak anneyle, kız kardeşle ve müşrik kadınla evlenmeyi kabul eden, bu evliliği meşru görmüş oluyor, Allahü teâlânın emrini beğenmemiş oluyor ve kâfir oluyor. Kâfir olması, zinadan dolayı değil, Allahü teâlânın emrini yanlış kabul ederek, evlenmeyi meşru kabul etmesindendir. Allahü teala, (Müşrik kadınla evlenilmez) buyuruyor. Bu emri hiçe sayıp evlenen kimse ise, (Niye evlenilmesin ki, ben evlendim bile) demiş sayılıyor.

Kur’an-ı kerim okumak

Sual: Sûre veya âyetleri ezberden okumak mı, yoksa Mushaf'a bakarak okumak mı daha sevabdır?
CEVAP
Mushaf'a bakarak okumak, ezberden okumaktan daha sevabdır. Namazda okumak ise, Mushaf'a bakarak okumaktan da sevabdır. (Kitab-üt-tibyan)


İki hadis-i şerif meali şöyledir:


(Namazda okunan Kur'an, namaz dışında okunan Kur'andan daha hayırlıdır.) [Hazinet-ül-esrar]


(Ümmetimin yaptığı ibadetlerin en kıymetlisi, Kur'an-ı kerimi, Mushaf'a bakarak okumaktır) [Şir'a şerhi]

Kurban ve hayır kurumları

Sual: Vacib kurbanları, akika ve adak kurbanları hayır kurumlarına nasıl kestirebiliriz?
CEVAP
Vacib olan kurban, adak, akika veya ölüler için kesilecek kurban, işin dini yönünü de iyi bilen ve ilim neşriyle meşgul bir vakfa, vekâlet yoluyla kestirilebilir. Böylece ilim neşrine katkımız olduğu için farz sevabı alırız. İlim tahsili yapılan yerlere, dine uygun şekilde, zekât, fitre, adak, akika veya sadaka şeklinde yapılan yardımlar, insanı kazalardan, belalardan korur. Dünyada, sıhhat ve afiyet içinde bir ömür sürmeye sebep olur. Ayrıca farz olan ilim yayma sevabına kavuşulur. Malı olup da, zekât, sadaka vermeyen, sıkıntı içinde yaşar. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

Ticaretin kuralı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Müşteriye gittiğimiz zaman, müşteriye bir şey vereceğimiz veya ona bir şey anlatacağımız zaman, kendimizi onun yerine koymalıyız. Ona nasıl faydalı olacağımızı düşünmeliyiz, verdiğimiz ürünün mutlaka iyi olduğuna, yaptığımız hizmetin mutlaka onun lehine olduğuna, önce kendimiz inanmalıyız.


Ahir zamandayız. İnsanlar artık kime, neye inanacaklarını şaşırdılar. Toplumda doğruluk, mertlik yok gibi. Bu ikisine sarılırsak, başarılı oluruz, ama herkese uyarsak, herkesin yaptığını yapmaya kalkarsak, kaybetmeye mahkûm oluruz, herkesten bir farkımız kalmaz. Farklılık inançta, dürüstlükte, insanları Allah için çok sevmektedir, çünkü Allahü teâlânın yarattığı insanın karşısındayız, eften püften bir şeyin karşısında değiliz.

Allah’ın sevdiği tüccar

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Allahü teâlâ, her işinde doğru olan tüccarı sever, yalancıyı asla sevmez. Peygamber efendimiz, (Emin ve doğru sözlü tüccar, kıyamette, Peygamberlerle, sıddıklarla ve şehidlerle birlikte diriltilir) buyuruyor.


Ticaret, Allahü teâlânın gördüğü yerde yapılır. Allahü teâlânın görmediği yer olmadığına göre, kimseyi aldatmamalı, müşteriyi hep haklı görmeli. Ona naz yapmamalı, aksine onun nazını çekmeli. Ona Allah rızası için hizmet etmeyi nimet bilmeli. Allah için çalışmalı, yaptığım bu işten Rabbim razı mı, değil mi, diye düşünmeli. Peygamber efendimiz vefat etmeden önce, Bilal-i Habeşi hazretlerine buyurdu ki:

Kadınların camiye gitmesi

Sual: Kadınların vaaz veya Kur'an dinlemek, teravih veya vakit namazlarını cemaatle kılmak için, camiye gitmeleri daha sevab olmaz mı?
CEVAP
Hayır. Kadınların evde kıldıkları namaz, daha sevabdır. İki hadis-i şerif meali şöyledir:


(Kadınların en hayırlı namazı, evlerinin en dip köşesinde kıldıkları namazdır.) [Taberani]


(Kadınların, evinin en mahrem yerinde kıldığı namaz, salonda kıldığı namazdan efdaldir. Salonda kıldığı namaz ise, camide kıldığından efdaldir.) [Ebu Davud, İ. Ahmed]


İbni Âbidin hazretleri de buyuruyor ki:

Dinimizle oynayanlar

Sual: Zekât nisabı 96 gram iken, (Fakirin lehine olacağı için 80 grama düşürdük) diyenler olduğu gibi, (Birlik beraberlik sağlanması için 80 gramı esas aldık) diyenler çıkıyor. Dinin bildirdiği ölçü mü önemli, yoksa fakirin lehi mi veya birlik beraberlik için, dinin bildirdiğinden farklı şeyler söylemek mi?
CEVAP
Evet, fakirin lehine diyerek zenginlikteki nisap miktarını 96 gramdan 80'e indirenler var. Bu sivri zekâlı, (Önceleri İslam âlimlerine uyarak altının nisabının 96 gr olduğunu açıklamıştım, fakat fakirin lehine olduğu için şimdi 80 gramı esas alıyorum) diyor.

Ancak müminler kardeştir

Sual: Evrensel din kardeşliği ismi altında, gayrimüslimlere kardeşlerimiz demek doğru mudur?
CEVAP
Çok yanlıştır. Böyle bir düşünce, Kur'an-ı kerimi yalanlamak olur. Dinimiz, kâfirlerle de iyi geçinmeyi emreder, fakat iyi geçinmek ayrı, onları dost ve kardeş bilmek ayrıdır. Allahü teâlâ, (Ancak müminler kardeştir) buyururken, mümin olmayanları, gayrimüslimleri kardeş bilmek, bu âyet-i kerimeye de aykırıdır. Mümin, İslamiyet'e inanan demektir. Ehl-i kitaba inananlara mümin denmez. Müslüman olmayan herkes kâfirdir. Nelere inanırsa inansın, kâfirlere mümin denemez.

Göz zinası

Sual: Zina, gayrimeşru ilişki demek değil midir? Göz zinası da deniyor. Gözle ilişki olur mu?
CEVAP
Zina, haram olan ilişki demekse de, harama bakmak da gözle işlenen haram oluyor. Bu harama göz zinası deniyor. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:


(Gözlerin zinası harama bakmak, kulakların zinası müstehcen söz dinlemek, dilin zinası fuhuş konuşmak, ellerin zinası namahremi tutmak, ayakların zinası günah olan yerlere gitmektir.) [Buhari]


Demek ki her uzvun bir zinası oluyor. Burnun da zinası olur. Bir hadis-i şerif meali:

Mason Efgani

Sual: Bir mason Efgani yandaşı, (Mücahit Efgani'yi eleştirenler, düşmanlarıdır. Bir de bu mücahidi, bizim gibi dostlarından dinlemek gerekir. Geçmiş değerlerimizden olan bu yiğit mücahid, II. Abdülhamid'e, "Uyuyan Müslümanları uyandırman şartıyla sana biat ederim" demiştir, ama "İslam birliği" ismini verdiği planını kabul ettirememiştir. Mücahid Efgani'nin Masonluğa girdiği doğrudur, ama daha sonra "Ben masonları adam sandım" demiştir. Efgani, Abduh gibi bir müstesna âlimler yetiştiren bir mücahiddir) dediği halde, Efgani'den geçmiş değerimiz diye bahsedip de, neden gerçek geçmiş değerimiz olan mezhep imamlarımız ve diğer Ehl-i Sünnet âlimleri hakkında övücü tek kelime etmiyor?
CEVAP
Dinde reformcuları ve masonları övmenin bu kadarı görülmüş değildir. Efgani, nasıl bir yiğit mücahid ki, masonların adam olduğunu sanarak masonluğa giriyor? Müslüman olup da, masonluğun sadece Müslümanlığa değil, bütün dinlere düşman olduğunu bilmeyen insan olur mu hiç? Bu, büyük bir gaflet değil midir? Bir kimse, komünistleri adam sandım diyerek komünist olur mu? Siyonistleri adam sandım diyerek, Siyonist olunur mu hiç? Bunları hangi Müslüman yapar?

Gayrimüslim şehit olmaz

Sual: (İster herhangi bir dinden olsun, ister dinsiz olsun, bir gayrimüslim eğer ihtiyarsa, fakirse, zayıfsa, belalara maruz kalarak çok sıkıntı çekmişse, zulme uğramışsa veya iyi huyları varsa mesela mütevazı ise, insanlığa faydalı buluşlar yapmışsa, bunların hepsi küfrüne kefaret olur, hatta şehitlik mertebesine yükselir ve Cennete gider) diyenler oluyor. Bir gayrimüslim, ihtiyar genç, fakir zengin, zayıf kuvvetli olsun, ister sıkıntı içinde, ister refah içinde yaşasın, zalim veya mazlum olsun, mütevazı yahut kibirli olsun, cami ve çeşme gibi hayır hasenat yapsın, isterse bilgisayarı bulsun, iman etmedikten sonra bu yaptıklarına sevab alabilir mi, şehit olmasına ve Cennete girmesine sebep olur mu? İmanları olmadıktan sonra, bu bildirilen hususların Cennete gitmek ve şehit olmakla ne ilgisi var? İmansızın iyi amellerinin fayda vermeyeceğine dair âyet yok mudur?
CEVAP
Müslüman olmayanların hiçbir iyi ameline sevab verilmez. Doğruca Cehenneme giderler. Bir âyet-i kerime meali:

Başarının sebebi ve derecesi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Tarih boyunca, Müslümanların başarılı olma sebepleri incelenirse, bunun dine uymaktan kaynaklandığı görülür. Başarının derecesi, dinimize uymanın derecesine bağlıdır. Kim dine ne kadar uyarsa, o kadar başarılı olur. Tam uyan, tam başarılı olur. Dinimizde nelerin, nasıl yapılacağı bellidir. Bunları kusursuz uygulayanın başarısı, o nispette fazla olur.


Çok başarılı olunan zamanlardaki Müslümanların bazı özellikleri şöyleydi:

Kâfire kâfir demek

Sual: Cübbeli Ahmet hoca, (Hristiyanlar ve Yahudiler Cennet'e girecek diyenler, vallahi de, billahi de, tallahi de kâfirdir) diyor. Böyle demesi dinimize uygun mudur?
CEVAP
Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde Ehl-i kitab olan Yahudi ve Hristiyanların Cehennemlik olduğu pek açık yazılıdır. Bu âyet-i kerimelere inanmayan elbette kâfir olur.


Bir âyet-i kerime meali şöyledir:


(Âyetlerimizi yalanlayanlar kâfirdir, ebedî Cehennemde kalırlar.) [Bekara 39]


Cübbeli hoca dese de, demese de, böyle inananlar kâfirdir. Hristiyanların çoğu müşriktir. Müşrikler zaten kâfirdir. Ehl-i kitab olanları da kâfirdir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:

Fâsıkla evlenmek

Sual: Namaz kılmayan ve tesettüre riayet etmeyen Hıristiyan bir kızla evlenmek caiz olduğuna göre, namaz kılmayan, oruç tutmayan, açık saçık giyinen bir Müslüman kızla evlenmenin daha iyi olacağını düşünüyorum. Bu görüşüm yanlış mıdır?
CEVAP
Evet, yanlıştır. Hıristiyan kızla evlenmek de tahrimen mekruhtur, harama yakındır. Yani Hıristiyan kızla evlenmek zaruretsiz caiz olmaz. Bugün kitap ehli yani Hıristiyan kız da bulmak çok güçtür. Çoğu müşriktir. Müşrikle evlenmek ise kesinlikle caiz değildir. Kitap ehli kız bulunsa bile, Hıristiyan yani kâfir kızla, fâsık Müslüman kız mukayese edilmez. Hıristiyan kızın başını kapatması ve hiçbir ibadeti yapması gerekmez, çünkü gayrimüslimin önce iman etmesi gerekir. İmansız ibadetlerin faydası olmaz. Âhirette Hıristiyan kadına, niye namaz kılmadın, oruç tutmadın, içki içtin diye sorulmaz. Ona sadece, niye Müslüman olmadın diye sorulur, ama Müslüman kadının namaz kılma zorunluluğu vardır, içki içemez, saçlarını açamaz. Böyle bir kadın fâsık olur. Fâsık, çekinmeden, açıkça günah işleyen, mesela beş vakit namaz kılmayan, açık gezen kimse demektir. Fâsıkla evlenmemeli, çünkü Şir'at-ül İslam kitabındaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

Ticaretin şartları ve esası

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Ticarette üç şart vardır: Kalite, fiyat ve tatlı dille güler yüz. Kalite ve insan önemli olduğu gibi, fiyat da önemlidir. Ticaretin durgunlaştığı bir dönemde, Abdurrahman bin Avf hazretleri günde bin deve satardı. Aldığı fiyata verir, yularları ona kâr kalırdı. Yuların değeri fazla olmasa da, miktarı çok olunca, satıldığında elde edilen kâr çok oluyordu.


Ticarette istif zararlıdır. Bir tüccar parayı biriktirirse, o tüccar silinir gider. Tüccar, parayı işleten insandır. Parayı döndürmeyen, parayı altına çeviren, parayı arsaya yatıran, ticaret yapamaz. Başka şeyler yapsa da, büyük tüccar olamaz.

Kader nedir?

Sual: Alnımıza yazılan kader, bizim iyi veya kötü iş yapmamızı engeller mi?
CEVAP
Kader, bizim kendi isteğimizle işleyeceğimiz işlerin Allahü teâlâ tarafından bilinmesi demektir. Allahü teâlâ, (Şu kul, kendi isteğiyle şu işleri yapacaktır, falanca yerde şu sebeple ölecektir) diye kaderine yazıyor. Yani iyi veya kötü işi kendi irademizle yapıyoruz. Tedbirsizlikle veya başka sebeplerle trafik kazasında öleceksek, bu da önceden kaderimize yazılmıştır. Kaderimizde olduğu için trafik kazasına kurban gitmiyoruz. Trafik kazasında öleceğimiz bilindiği için kaderimize yazılıyor. Bu inceliği iyi anlamalıdır. Bunu bilmeyen ve kötü işler çeviren kimseler, (Ne yapalım, alın yazımız böyleymiş) diyerek kendilerini temize çıkarmak için kaderi suçlamaya çalışıyorlar.

Aynaya bakmalı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


En rahat, en huzurlu mümin, kendisiyle hesaplaşandır, başkasıyla değil. Maalesef hep başkasına baktığımız için, kendimizi göremiyoruz. Halbuki bize, kendimizi görebilmemiz için ayna veriyorlar. İşte o aynaya bakıp kendimizi görmemiz gerekir. O ayna, imam-ı Rabbani hazretleri gibi büyüklerimizin eserleridir. Dolayısıyla o aynaya bakıp, kendisini tanıyanlar kurtulacaktır. Yusuf aleyhisselam Cennet güzeli, insan güzeliydi. Çok sevdiği bir arkadaşı onun ziyaretine geldi. O da ona takılıp sordu:

Cuma gününün fazileti

Sual: Cuma gününün önemi nedir?
CEVAP
Bu konudaki Tergib-üs-salat kitabında bildirilen bazı hadis-i şerif mealleri şöyledir:


(Üzerine güneşin doğduğu günlerin en kıymetlisi Cuma günüdür.)


(Âdem aleyhisselam Cuma günü yaratılmıştır. Cuma günü Cennete götürülmüştür. Cuma günü dünyaya gönderilmiştir. Cuma günü kıyamet kopacaktır. Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, o saatte bütün dualar kabul olur.)


(Cuma günü, bayram günlerinden, Arefe ve Aşure gününden daha kıymetlidir.)

Şefaat istemek

Sual: (Resulullah'tan şefaat beklemek, şirkin en kötüsüdür. Şefaat istemekle, kimden kime sığınıyoruz? Peygamberden şefaat istemek, Allah'ın azabından peygambere sığınmak demektir. Şefaat istemenin ne kadar çirkin bir şirk olduğunu buradan anlamalıdır) diyenler oluyor. Şefaat istemek Allah'ın emri değil midir? Allah şirki emreder mi hiç?
CEVAP
Bu, İslam düşmanlarının bir iftirasıdır. Âyet-i kerimelerde olduğu gibi, hadis-i şeriflerde de şefaatin hak olduğu bildiriliyor:


(Kıyamette ilk şefaat eden ben olacağım.) [Müslim]


(Bütün Peygamberler şefaat edecektir.) [Buhari]


(Kıyamette Peygamberler, sona âlimler ve şehidler şefaat eder.) [İbni Mace, Deylemi]


(Kıyamette Allahü teâlâ, "Melekler, Peygamberler ve salihler şefaatlerini yaptılar. Bundan sonra benim büyük rahmetim kaldı" buyurur.) [Buhari]

Hacca gitmenin önemi

Sual: Hacca gitmenin önemi nedir?
CEVAP
Gücü yetenin, ömründe bir kere, Kâbe'ye gidip, oraya mahsus ibadetleri yapması farzdır. Daha sonra yapılan haclar, nafile olur. Farz olan hacca gitmeye çalışmalı! Bir kere farz olan haccı yapmak, 20 kere Allah yolunda savaşmaktan daha sevabdır. Hadis-i şerifte, (Hac, suyun kirleri temizlediği gibi, günahları yok eder) buyuruldu. (Taberani)


Kabul olan hac, namaz, oruç ve zekât borçlarının affına sebep olmaz. Bunları geciktirme günahlarının affına sebep olur. Kul borçları verilmedikçe veya helallaşılmadıkça ödenmiş olmaz.

Hazret-i Davud ve mizmar

Sual: (Hazret-i Davud, mizmar yani çalgı eşliğinde zikrederdi. Suudi Arabistan ve diğer İslam ülkeleri dâhil, günümüzdeki Müslümanların hepsi ibadetlerde hoparlör kullanıyor. Bu kadar insanın yanlış yapması mümkün olur mu?) diyorlar. Herkesin yapması bu konuda icma olduğunu ve bunun caiz olduğunu göstermez mi?
CEVAP
Mizmar, çalgı demektir. Hoparlör de, mizmardır. Birçok hadis-i şerif, Kur'an-ı kerimin, teyp ve hoparlör gibi çalgı çalınan âletlerde okunacağını haber veriyor. Hoparlörle Kur'an-ı kerim okumak, dinlemek, ibadeti değiştirmek olur, yani bid'at ve günahtır. (S. Ebediyye)

Müslüman olmayanlar

Sual: (Allah'a inanmayana kâfir denir. Bâtıl da olsa, başka bir dine inanana kâfir denmez. Kâfir olmayan da Cehenneme gitmez) diye biliyorum. Bu bilgim doğru değil mi?
CEVAP
Doğru değildir. Kâfir, Müslüman olmayan demektir. Hatta Müslüman olduğunu söylese, ama dinin bir emrini inkâr etse, yine kâfir olur. Her ateist kâfirdir, ama her kâfir ateist olmayabilir. Deist olabilir. Deistler de kâfirdir. Deist, deizm yanlısı demektir. Deizm, kâinatı bir yaratıcının yarattığına inanmakla beraber, yaratıcının kâinata hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden felsefî görüştür.


Müslüman olmayan herkes kâfirdir ve kâfir olarak ölenlerin hepsi Cehennemdedir.

Cömert kâfirler

Sual: Cömert olan kâfirlerin, Cehennemdeki azabı hafifler mi?
CEVAP
Kâfirlerin azaplarının durdurulduğu anlar olursa da, her zamanki azapları hafiflemez. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:


(Kâfirlerin azapları hiç hafifletilmez.) [Bekara 86]


Cömert kâfirlerin azapları ise, diğer kâfirlere göre daha hafif olur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:


(Allahü teâlâ, Cehennem kapıcısına, cömert kâfir için, "Bunu cömertliği derecesinde hafif yere koy" buyurur.) [Deylemi, Ebu-ş-şeyh]

Ticarette müşteriyi fethetmek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Bir iş yerinde ücretli çalışanlar, müşteriyi, kendilerine iş imkânı tanıyan mal sahibinin bir emaneti olarak görmeli. Ne mal sahibine ihanet etmeli, ne de müşteriye. İşe zarar vermemeli, mal sahibine de söz söyletmemeli. O kendisine güvenip, işi teslim etti, ona nankörlük etmemeli. Müşteriyi de aldatmamalı.


İster ücretli çalışan olsun, ister mal sahibi olsun, müşteriyi aldatmaya tevessül etmemeli.

İtici olmamak için

Sual: Müziğin haram olduğunu biliyorum çünkü bu konuda birçok hadis var, fakat çok kimse müzik dinlediği için bunu söylemek itici olur, İslamiyet'ten insanların soğumasına sebep olur. Hâlbuki dinimiz, (Ürkütmeyin, müjdeleyin, nefret ettirmeyin!) buyuruyor. O halde, (Namaz kılmayan veya açık gezen yahut içki içen Cehenneme gider) diyerek halkı korkutmak yanlış olur. Günah olanları değil de, sevab olanları bildirmek gerekmez mi?
CEVAP
Bu mantık, çok yanlıştır, dinimize aykırıdır. Yalnız Allah'ın rahmetinden bahsedip de, azabından hiç bahsetmemek Kur'an-ı kerime ve hadis-i şeriflere aykırıdır. Allahü teâlâ, Peygamber efendimizi müminler için müjdeleyici, kâfirler için korkutucu [ikaz edici, uyarıcı] olarak göndermiştir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki: (Ey nebi, biz seni [inanıp inanmayan ve iyi amel edip etmeyen için] bir şahit, [inanana Cenneti] müjdeleyici ve [inanmayanı Cehennemle] korkutucu [uyarıcı] olarak gönderdik.) [Ahzab 45]

Sükût ikrardan gelir

Sual: (Sükût ikrardan gelir) atasözü her yerde geçerli midir?
CEVAP
Her yerde geçerli olmaz. Çok eskiden, bâkire İslam kızları, çok edepli, çok hayâlı oldukları için, falancayla evlenmeyi kabul ediyor musun diye sorulunca, kabul ediyorlarsa konuşmazlar, susmakla kabul ettiklerini beyan etmiş olurlardı. Nitekim bir hadis-i şerif meali şöyledir:


(Evlendirirken, kadınların fikirlerini söylemelerini emredin! Dul kadın isteğini açıkça söylesin! Bâkire kızın susması, kabul etmesi demektir.) [Taberani]


(Nikâhta kızın susması, razı olmasına alamettir.) [Müslim]

Gün bugün, fırsat bu fırsat

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Rabbimize hamd olsun ki, dinimizden bize bildirilmeyen hiçbir şey kalmadı. Söylenmesi gereken her şey söylendi. Postacının vazifesi mektubu taşımaktır. Mektuplar bize ulaşmıştır, fakat içindekileriyle amel edip etmemek, bizim hür irademize bırakılmıştır. Bazıları bunu kabul eder, saadete erer. Bazıları kabul etmez, felakete gider. Kur'an-ı kerim bir kitap, bir mektup. Bunu kabul edenler Cennete, kabul etmeyenler Cehenneme gider.


Allahü teâlâya dua edelim, bizi haramlardan muhafaza eylesin! Gıybet, dedikodu haramdır, büyük günahtır. Günahkârlar için ateş bekliyor. Böyle bir duruma, böyle bir fitneye düşmekten Allah korusun, çünkü Peygamber efendimiz, (Fitne uykudadır, uyandırana Allah lanet etsin) buyuruyor. Üç beş gün sonra zaten hepimiz öleceğiz. Ömrü bu günahlarla geçirmeye değmez. Köle, vazifesini ve haddini bilmeli, önüne bakmalı, ne deniyorsa onu yapmalıdır.

Ticaret, cesaret ve kalite

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Ahir zamanda, parasına sahip olmayanın, dinine sahip olması zordur. Parasına sahip olan, dinine sahip olur. Peygamber efendimiz, (Korkak tüccar kazanamaz, cesur tüccarın rızkı bol olur) buyuruyor. Bir mal veya bir ticaret üzerine ısrarlı olmamalı. Şartlar değişmişse onu bırakmalı, başka şey yapmalı. Korkak tüccar mahvolur.


Ahir zaman, sürat zamanıdır. Erken, hızlı başlayan ve zamanla yarışan kazanır. Sürat onu büyütür. Süratini kaybeden iflas eder.


Ticaretin bir kaidesi var. Önce yatay büyüme, sonra dikey büyüme olur. Yatay büyüme, toprağa tohum ekmek; dikey büyüme, ağaç hâline gelmektir. Yatayda ısrarlı olmak batağa götürür.

Dünya kardeşliği mi?

Sual: Hazret-i Mevlana'nın veya Yunus Emre hazretlerinin ismini kullanıp, (Dünya kardeşliği) veya (Evrensel din birliği) gibi isimler altında yayınlar yapılıyor. (Herkes kardeştir. Bütün dinler aynıdır. İleride tek kutsal kitap olacak) gibi şeyler söyleniyor. Bunların dinimizdeki yeri nedir?
CEVAP
Bu açıkça dinsizliktir. Hakla bâtıl birleşmez. Mezhepsizler de, bid'at yani sapık mezhepleri hak mezheple birleştirip, tek mezhep haline getirmek için çalışıyorlar. Domuz sütüyle inek sütü aynı kaba konursa, inek sütü de necis olur. Bid'at mezheplerle, hak mezhep birleşirse bâtıl bir mezhep ortaya çıkar. Hıristiyanlık, Yahudilik ve Mecusilik gibi batıl dinlerle İslamiyet birleştirilmeye kalkılırsa, inek sütünün içine, idrar, kan ve zehir katmaya benzer. Allahü teâlâ, (Hak din İslamiyet'tir. Başka dini kabul etmem) buyuruyor. (Âl-i İmran 19, 85)


Allahü teâlânın emrine aykırı hareket etmek, dinsizlik olur.

Hıristiyan Müslüman mukayesesi

Sual: Avrupa'daki bazı Müslümanlar, din kardeşi gibi, Hıristiyanlarla düşüp kalkıyorlar. (Onlar bizim camimize geliyor, biz de onların kilisesine gidiyoruz, onlar bizim cemaatimize geliyorlar, biz de onların âyinlerine katılıyoruz, onlar Kur'an okuyorlar, biz de İncil okuyoruz. Onlar bizim kutsal değerlerimize saygı duydukları için, bizim de onların kutsal değerlerine örneğin haçlarına, kiliselerine saygı duymamızın ne zararı olur? Zaten onlarla iman birliğimiz olduğu için teferruatla uğraşmamalı) diyorlar. Bunlar teferruat mıdır?
CEVAP
Onların Müslümanlara yaptıklarını, Müslümanların onlara yapması caiz olmayan, haram, hattâ küfür olan çok şey vardır.


Onlar bizim zemzemimizi içse bâtıl dinlerine bir zarar gelmez, bizim onların şaraplarını içmemiz haram olur.

Akılla nakil çakışırsa

Sual: (Akılla nakil çakışırsa, akla uyulur) veya (Akılla nakil çelişirse akıl esas alınır, nakil akla göre tevil edilir) sözleri muteber midir?
CEVAP
Evet, sözler muteberdir; fakat açıklamasını İslam âlimlerinin kitaplarından almak lazımdır. Selim aklın gösterdiği bir hakikat, hiç değişmez. Selim akılla, nakil zaten çelişmez.


Aklın da bir anlayış sınırı vardır. Bu sınırın dışında olan bilgileri, akıl bulamaz ve anlayamaz. Akıl, erişemediği şeyleri anlamaya kalkışırsa yanılır, aldanır. Böyle bilgilerde akla güvenilemez. Mesela, Allahü teâlânın sıfatları, Cennette ve Cehennemde olan şeyler, ibadetlerin nasıl yapılacağı gibi şeyler böyledir. Akıl bunlara eremez. Bu bilgilerde akılla nakil çakışırsa, çelişirse nakle uyulur, aklın yanıldığı anlaşılır. Nakil ile fen bilgisinde çatışma olduğu zaman ise, akla uyulur. Yani nakil, akla uygun olarak açıklanır.

Hadis-i şerifleri anlamak

Sual: S. Ebediyye'de bildirilen, (Bir zerrecik [yani çok az] bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) hadis-i şerifindeki ibadetlere farzlar dâhil midir?
CEVAP
Sık sık yazdığımız gibi, özellikle hüküm bildirilen hadis-i şeriflere, Ehl-i Sünnet âlimlerinin açıklaması olmadan mana vermek yanlış olur. Bir de şartsız bildirilen hadis-i şeriflerde, bazı şartların olduğu anlaşılır. Açıklanması gereken hadis-i şeriflerden birkaç örnek verelim:



Haram parayla hayır yapmak

Sual: Toplanan helal ve çeşitli haram paralarla cami yaptırılır mı? Haram para hayra sarf edilir mi? Haram parayı verene, Allah razı olsun denir mi?


CEVAP


Birgivi vasiyetnamesi şerhi'nde, (Bir kimse, elindeki kati haram olan maldan sadaka verse, sevab umsa, alan fakir, haramdan olduğunu bilerek, verene Allah razı olsun dese, veren de veya başka bir kimse de âmin dese, hepsi kâfir olur) deniyor. İbni Abidin hazretleri burada, (Haram olduğu bilinen belli malla cami yaptırmak ve başka hayır yaptırmak ve bunlara karşılık sevab beklemek de küfürdür) buyuruyor. (S. Ebediyye)

Sevab hediye etmek

Sual: Yaptığımız ibadetlerin sevabını ölmüşlerimize gönderince, haberdar olup çok seviniyorlar. Hayatta olanlara gönderince, haberleri olmadığına göre, bunlara sevab hediye edilmez mi?
CEVAP
Hayatta da olsa, ölmüş de olsa, her mümine, yaptığımız ibadetlerin sevabı hediye edilir. Bizim sevabımızdan hiç eksilmeden, onlara da aynı sevab gider. Kabul olması için haberdar olmaları gerekmez. Yani haberdar olmasa da, o sevab onların amel defterine yazılır.


Mümin, ibadetlerinin sevabını ölü diri herkese hediye edebilir. Kendi sevabından da hiç eksilme olmaz. (Hidaye)

Âmirin görevi

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Âmirliğin şartlarını gözetemeyen, âmir olmaktan sakınmalı. Âmir olan, maiyetinde olanları bir hizmetçi, bir işçi gibi görmemeli. Onların içerisinde Allah'ın sevgili kulları, evliya zatlar olabilir. Onlara tepeden bakan, tepetaklak gider. Onlara karşı kibirli olmamalı, yoksa Allah onları helak eder. Onların kalblerini kıran, Kâbe'yi yetmiş sefer yıkmaktan daha büyük günaha girer.


Allahü teâlâ bir hadis-i kudside, Peygamber efendimize, (Ey Habibim, beni talep edene hizmetçi ol!) buyuruyor. Allahü teâlâyı kim talep eder? Müslüman talep eder. Yani Allahü teâlâ şöyle buyuruyor:

Dinimizin emirlerine uymak

Sual: Dinin emrine uyularak yapılan bir iş, yanlış da olsa affoluyor mu? Mesela kıbleyi bilmesek, dinin emrine uyup araştırsak, sonra yanlış bir yöne dursak namaz sahih olur mu?
CEVAP
Evet, sahih olur. Dinin emrine uyularak yapılan iş, yanlış kabul edilmez, dinin emrine uyulduğu için doğru olur. Mesela kıbleyi bilmeyen, araştırmadan kılarsa, kıbleye rastlamış olsa bile, namazı kabul olmaz. Araştırıp kıbleden başka istikamete doğru kılsa da, namazı sahih olur, çünkü dinin emrine uyarak gerekli araştırmasını yapmıştır. Demek ki önemli olan, isabet ettirmek değil, dinin emrine uygun şekilde hareket etmektir. Birkaç örnek daha verelim:

İcma nedir? Ne demektir?

Sual: İcma nedir? İcma'ı inkâr küfür müdür?
CEVAP
Eshab-ı kiramın söz birliğine icma denir. Bir şeyi, Eshab-ı kiram, sözbirliğiyle bildirmediyse, Tabiinin sözbirliği bu şey için icma olur. Tabiin de bu şeyi sözbirliğiyle bildirmediyse, Tebe-i tabiinin sözbirliğiyle bildirmeleri, bu şey için icma olur, çünkü bu üç asrın âlimleri yani müctehidleri, hadis-i şerifle övülmüştür. Bunlara Selef-i salihin denir. (S. Ebediyye)


İcma'a uymak farzdır. İcma'ı inkâr ise küfürdür. Hazret-i Ebu Bekir'le Hazret-i Ömer'in hilafetlerini inkâr eden kâfir olur. Cenaze namazının farzı kifâye olduğunu inkâr eden de kâfir olur. Çünkü bunları inkâr eden, icma'ı inkâr etmiştir. (Redd-ül-muhtar)