Header Ads

Önizleme

Dine yardımcı olan yeni ortaya çıkan şeyler

REKLAM
Önizleme
Sual: Dine yardımcı olan yeni ortaya çıkan şeyleri yapmak, bidat sayılır mı, bunlar Eshâb-ı kiram zamanında var mıydı? Bir inanışın, bir işin veya bir sözün sünnet veya bidat olduğu bilinemediği zaman nasıl hareket etmelidir?
Cevap: Minare, mektep, kitap gibi sonradan yapılmış olan şeyler bidat yani dinde reform değildir. Bunlar dine yardımcı şeylerdir. İslâmiyet bunlara izin vermiş, hatta emir etmiştir. Böyle şeylere (Sünnet-i hasene) denir. İslâmiyetin yasak ettiği şeyleri meydana çıkarmağa (Sünnet-i seyyie) denir. Bidatler, yani dinde reformlar, sünnet-i seyyiedir. Sünnet-i hasene yani dine yardımcı şeylerin (Sadr-ı evvel)de yani Eshâb-ı kiramın "rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma'în" ve tâbi'în-i izâmın "rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma'în" zamanlarında yapılmaması, onların bu faydalı şeylere ihtiyaçları olmadığı içindi. Onlar, kâfirlerle cihad ediyor, İslâmiyeti dünyaya yayıyorlardı. Onların zamanlarında bidat sahipleri çıkmamış veya çoğalmamıştı. Kıyamete kadar (sünnet-i hasene) meydana çıkarmak câizdir ve sevabdır.

İbadette bir bidati yapmak, bir sünneti terk etmekten daha fenadır. Bidat işlemek haramdır. Sünneti özürsüz terk etmek mekruhtur. Bir sünneti özürsüz terk etmeği sevab sanırsa, sünneti terk etmesi de bidat olur. Bir inanışın, bir işin veya bir sözün sünnet veya bidat olduğu bilinemediği zaman, bunu yapmamak lâzım olur. Çünkü, bidati terk etmek lâzımdır. Sünneti yapmak lâzım değildir. Lâzım olmayan şey yapılmazsa kaza olunamaz. Bunun için namazların kılınmamış sünnetleri kaza olunmaz. Allahü teâlânın haram ettiği şeylerden bir zerresini yapmamak, insanların ve cinnin bütün ibadetlerinden daha sevabdır. Bunun için, güçlük olan yerde vacib de terk edilir. Fakat haram işlenemez denildi. Mesela başkasının yanında taharetlenilmez. (Fâideli Bilgiler s. 436)

***
Sual: (Müekked sünnet) veya (Müekked olmayan sünnet) ne demektir? Resûlullah efendimizin ara sıra yaptığı şeyler nedir ve bunları da yapmak gerekir mi? Âdetlerde değişiklik yapmak, bidat sayılır mı?
Cevap: Resûlullahın ibadet olarak yaptığı ve ara sıra bıraktığı şeylere (Sünnet-i hüdâ) veya (Müekked sünnet) denir. Bunları ara sıra yapmayanlara azab bildirilmedi. Hiç terk etmediği ve terk edenlere azab yapılacağını bildirdiklerine (Vacib) denir. Ara sıra yaptığı ibadetlere (Müekked olmayan sünnet) veya (Müstehab) denir. Âdet olarak yaptıklarına (Sünnet-i zevaid) veya (Edeb) denir. İyi şeylere sağdan, fena şeylere soldan başlamak ve sağ, sol elleri kullanmak edebdir.

Âdetlerde değişiklik yapmak, bidat değildir. Vera sahiplerinin yapmaması iyi olur. Hadîs-i şerifte, (Benim sünnetime ve benden sonra, hulefâ-i râşidinin sünnetlerine sarılınız!) buyuruldu. Sünnet sözü, yalnız olarak söylenildiği zaman, İslâmiyetin bildirdiği her şey demektir. Bu dinin sahibi olan Resûl "aleyhisselâm", âdetlerde bir şey bildirmedi. Çünkü Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem", insanlara dinlerini bildirmek için geldi. Dünyada muhtaç oldukları şeylerin yapılmasını öğretmek için gelmedi. Hadîs-i şerifte, (Dünya işlerinizi yapmasını siz daha iyi bilirsiniz!) buyuruldu. Dünyanıza faydalı olan şeyleri bulup yapmanız için benim bildirmeme lüzum yoktur demektir. Dinî vazifelerinizi, ibadetlerinizi bilemezsiniz. Onları benden öğreniniz demektir. Bunun için âdetler, İslâmiyetin dışında kalmaktadır. İslâmiyetin dışında olan şeylerde yapılan değişiklikler bidat olmaz. (Fâideli Bilgiler s. 436)

***
Sual: Peygamber efendimizin Mekke'den, Medine'ye hicreti nasıl olmuştur, İslâm tarihinde bu hicretin önemi nedir?
Cevap: Peygamber efendimiz, tarihçilere göre miladın 622 senesinde, Allahü teâlânın emri ile, Mekke'den Medine'ye gitti ve bu yolculuğuna Hicret denir. Cebrâil aleyhisselam, Peygamber efendimize gelip;

(Bu gece, kâfirler seni öldürmeye karar verdi. Bu gece, Ali'yi yatağına yatır ve Ebu Bekir ile Medine'ye hicret et!) dedi.

Hazret-i Ali o zaman yirmiüç yaşında idi ve Peygamber efendimize;
"Bin canım da olsa, senin yoluna fedadır" diyerek yatağa girdi.
Resûlullah efendimiz Safer ayının 27. Perşembe gecesi kapıdan çıkıp, Yasîn sûresinin başından 12 âyet okuyup, müşriklerin aralarından geçip gitti. Öğle vakti hazret-i Ebu Bekr'in evine gidip;
-Bu gece Medine'ye hicret etmeye emir aldım buyurdu.

Şevâhid-ün Nübüvve kitabında, Hicret şöyle anlatılmaktadır:
"Resûlullaha efendimiz Mekke'den Medine'ye hicret etmesi bildirildiği zaman, bisetin, Peygamberliğin 14. senesi idi. Mekke'den ayrıldığı gece, Kureyş müşrikleri aralarında, Resûlullah efendimizi öldürmek için anlaştılar. Gece uyku vakti gelince, Resûlullah efendimizin kapısının önünde toplanıp, uyusun da öldürelim diye beklemeye başladılar. O gece Yasîn sûresinin ilk âyetleri nazil oldu. Resûlullah efendimiz yerden bir avuç toprak aldı ve meali;

(Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler) olan Yasîn sûresi 9. âyetini üzerlerine okuyarak ve elindeki toprağı da başlarına saçarak, aralarından geçip gitti.
Resûlullah efendimiz mağaranın içine girer girmez, o gece mağaranın kapısının önünde bir ağaç yeşerdi. İki yabani güvercin o ağacın üzerine yuva yapıp yumurtladılar. Bir örümcek de mağaranın ağzını ağıyla ördü. Resûlullah efendimizin Mekke'den ayrıldığını haber alan müşrikler ok ve yaylarını alıp, takibe çıktılar ve mağaranın yakınına geldiler. Aralarından birini mağaranın içine girip bakması için gönderdiler. O kimse mağaranın önüne geldi ve geri döndü. Sebebi sorulunca;

-Mağaranın kapısı örümcek ağıyla kaplı ve orada iki güvercin var. Anladım ki içeride kimse yok, dedi."
Peygamber efendimiz, yorucu bir yolculuktan sonra Medine'ye vasıl oldu ve İslâm tarihinde yeni bir dönem başladı...

Önizleme

Hiç yorum yok

Cevap istediğiniz sorularınız için dinimizislam2@gmail.com adresine mail gönderiniz. Teşekkürler.
DİNİMİZ ve İSLAM SİTESİ YÖNETİMİ

Blogger tarafından desteklenmektedir.