Header Ads

Önizleme

Ney de, bir çalgı aletidir

Sual: Ney bir çalgı aleti midir, bunu, ilahilerde, dini sözlerde veya şiirlerde kullanmak uygun olur mu?
Cevap: 
Ses çıkarmak için kullanılan cansız cisimlere Mizmar, çalgı aleti denir. Gök gürlemesi, top, tüfek, baykuş, papağan, çalgı değildirler. Ses çıkaran eğlence aletleri, davul, dümbelek, zilli maşa, ney, kaval, hep çalgıdır. Çalgı, kendiliğinden ses çıkarmaz. Ses çıkarmak için, davula vurmak, neyi, kavalı, üflemek lazımdır. Bunlardan çıkan ses, insanın değil, bu çalgıların hasıl ettiği sestir. İbni Abidînde deniyor ki:

"Lu'b, la'ib, lehv ve abes, hepsi oyun ile vakit geçirmektir. Tavla ondört taş oynamak, bütün çalgıları çalmak, dinlemek, raks, dans etmek, hokkabazlık, şaklabanlık etmek, el çırpmak, hep oyun olup, tahrimen mekruhturlar. Devamlı yapılırsa veya farzları yapmaya mani olurlarsa, kumar ile yapılırsa, söz birliği ile haram olurlar. Def, kaval, ney çalmak ve dinlemek de böyledir. Hadis-i şerifte; (Her türlü lehv haramdır. Yalnız, zevce ile oynamak, at ve silah ile talim, yarış yapmak caizdir) buyuruldu."

Merâkıl-felâhda ve Tahtâvî şerhinde deniyor ki:
"Duanın ve her zikrin sessiz olması efdaldir. Tarikatçıların yaptıkları gibi, raksetmek, dönmek, el çırpmak, def, dümbelek, ney, saz çalmak, söz birliği ile haramdır."

Celâleddîn-i Rûmî hazretleri, ney çalmadı, raks etmedi, dönmedi. Bunları, sonradan gelen cahiller uydurdu. Hikmet yani fen, sanat, faydalı şeyler ve nasihat bildiren şiirler yazmak ve sesle okumak helaldir. Şehvete ait şiirler okumak haramdır. Bunları okumak kalpte nifak yapar. Üflemekle, vurmakla, temas veya tel ile çalınan bütün çalgıları çalmak, dinlemek ve dinlemeye gitmek haramdır. Peygamber efendimiz çalgı çalınan bir yere tesadüf ettiğinde, mübarek parmaklarını kulaklarına tıkadılar. Kur'an-ı kerimi, mevlidi, ezanı ve ilahileri çalgı çalarken okumak veya çalgı aletleri ile okumak küfürdür. Haram bulunan şiirleri okumak mekruh, teganni ile okumak ve fuhuş olanları okumak haramdır.

Berîka kitabında, şeyh-ül-islâm Ebüssü'ûd efendinin fetvası yazılıdır. Bu fetvada helal ve haram olan teganniler bildirilmektedir. Çalgılar hakkında hiçbir şey yazılı değildir. Ney ve çalgı çalanların, bu fetvayı ileri sürmeleri, Ebüssü'ûd efendiye iftira olmaktadır.

***
Sual: Kutba yaklaştıkça, sabah ve yatsı namazlarının ilk vakitleri, birbirine yaklaşmaktadır. Böyle durumlarda bu iki namazı nasıl kılmalıdır?
Cevap: 
A. Ziyâ beğ (İlm-i hey'et) kitabında diyor ki:
(Kutba yaklaştıkça, sabah ve yatsı namazlarının vakitlerinin başlangıcı, yani fecir ve şafak vakitleri, güneşin doğma ve batma vakitlerinden uzaklaşır. Yani sabah ve yatsı namazlarının ilk vakitleri, birbirine yaklaşır. Her memleketin namaz vakitleri, hatt-ı üstüvadan [Ekvatordan] uzaklığına, yani arz derecesine [Enlem] ve güneşin meyline, [Declination] yani ay ve günlere göre, değişir.) Arz dereceleri, (90-meyl)den fazla olan yerlerde gece ve gündüz hiç olmaz. Arz derecesinin temâmîsi ≤ meyl + 19 ise, yani arz dereceleri ile meyl-i şems toplamı (90–19=71) veya daha ziyade olan zamanlarda güneşin meylinin, beş dereceden ziyade olduğu yaz aylarında, şafak kaybolmadan, fecir başlar. Bunun için, mesela arz derecesi 48° 50' olan Paris şehrinde Haziranın 12 si ile 30 u arasında yatsı ve sabah namazlarının vakitleri başlamaz. Hanefi mezhebinde vakit, namazın sebebidir. Sebep bulunmazsa, namaz farz olmaz. O hâlde, böyle memleketlerde bu iki namaz farz olmaz. Bazı âlimlere göre ise, arz dereceleri bunlara yakın olan yerlerdeki vakitlerinde kılmak farz olur. Bu iki namaz vaktinin başlamadığı zamanlarda, vakitlerinin olduğu en son günün vakitlerinde kılmak iyi olur. (Tam İlmihal s. 179)

Önizleme
Blogger tarafından desteklenmektedir.