Header Ads

Önizleme

Sevgi ve düşmanlık, insanın elinde değildir

REKLAM Önizleme
Sual: Birisini seven, onun düşmanlarıyla dost olabilir mi, illa onun sevmediklerinden uzaklaşmak mı gerekir?
Cevap: 
Urvetülvüskâ Muhammed Masum Fârûkînin (Mektûbât) kitabı üçüncü cilt 55. mektubunda buyruluyor ki: Sevenin, sevgilinin sevdiklerini sevmesi ve sevmediklerini sevmemesi lâzımdır. Bu sevgi ve düşmanlık, insanın elinde değildir. Sevginin icabıdır. Burada, diğer işlerde lâzım olan iradeye ve kesbe ihtiyaç yoktur. Kendiliğinden hâsıl olur. Dostun dostları, insana sevimli görünür.

Düşmanları, çok çirkin görünür. Bir kimse, birisini seviyorum derse, onun düşmanlarından uzaklaşmadıkça, sözüne inanılmaz. Ona münafık denir. Şeyh-ul-islâm Abdullah-ı Ensârî diyor ki, ben Ebül-Hasen Semûnu sevmiyorum. Çünkü, üstadım Hıdrîyi üzmüştü. Bir kimse, hocanı üzer, sen de ondan üzülmezsen, köpekten aşağı olursun. Allahü teâlâ, Mümtehine sûresinin dördüncü âyetinde mealen, (İbrahim aleyhisselâmın ve Onunla beraber olan müminlerin sözlerinden ibret alınız! Onlar, kâfirlere dediler ki, biz sizden ve putlarınızdan uzağız. Dininizi beğenmiyoruz. Allahü teâlâya inanıncaya kadar, aramızda düşmanlık vardır) buyurdu. Bundan sonraki âyet-i kerimede mealen, (Bu sözlerinde sizin için ve Allahü teâlânın rızasını ve ahiret gününün nimetlerini isteyenler için, ibret vardır) buyurdu. Buradan anlaşılıyor ki, Allahü teâlânın rızasını kazanmak isteyenlere, bu teberri [uzaklaşmak] lâzımdır. (Hak Sözün Vesîkaları s. 351)

***
Sual: Yapılan ameller, ibadetler imandandır, ibadet yapmayanın imanı gider ve iman azalır, çoğalır diyenler var. Bu sözlerin dinimiz açısından bir doğruluğu ve gerçeklikle bir alakası var mıdır?
Cevap: 
İbadetin vazife olduğuna inanmak imandandır. İnanmak başkadır, yapmak başkadır. Bunları birbirlerine karıştırmamalıdır. İnandığı hâlde, tembellikle yapmayan kâfir olmaz. Meşhur Emâlî kasîdesinin 43. beytinde; "Farz olan ibadetler, imandan sayılmaz" denmektedir. İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretleri; "Ameller imandan parça değildir" buyurdu. İman, inanmak demektir. İnanmakta azlık çokluk olmaz. İbadetler, iman olsaydı, iman azalıp çoğalırdı. Gözden perde kalkıp azap görüldükten sonra olan iman kabul olmaz. O anda, iman ile gidenlerin imanları ancak kalp iledir.
İbadetler yapılamaz. Âyet-i kerimede buna iman denildi. Âyet-i kerimelerde, imanı olanlara, ibadet yapmaları emrediliyor. Bundan da, imanın ibadetten başka, ayrı olduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan başka, Kur'ân-ı kerimde; (İman edenler ve salih işler yapanlar) buyuruldu. Bu da, ibadetlerin imandan başka, ayrı olduklarını gösteriyor. (Mümin iken, salih amel işleyenler) âyet-i kerimesi, amellerin imandan ayrı olduklarını açıkça göstermektedir. İman edip, hiç ibadet yapamadan, hemen ölenin, mümin olduğu söz birliği ile bildirilmiştir. Cibril hadisinde de imanın yalnız inanmak olduğu bildirilmiştir.

***
Sual: Çocuk için hediye olarak getirilen yiyecekleri, çocuğun ana, babası da yiyebilir mi?
Cevap: 
Çocuğa yiyecek olarak gelen hediyeyi, çocuğa zaruri lazım değilse, yalnız fakir olan anası babası yiyebilir. Başka fakirlere yediremezler. Ana baba fakir değil, fakat kendilerinde bulunmayan bir şey ise, yiyebilirler ve kıymetini çocuğa öderler. Anaya babaya hediye etmek niyeti ile getirilen şeyi, kıymetsiz olduğunu bildirmek için, çocuğa hediye diyerek verilirse, anaya babaya getirilmiş olur. Bunu, zengin iseler de yiyebilirler ve dilediklerine verebilirler.

***
Sual: İş görenler ve uyuyanların yanında, yüksek sesle Kur'ân-ı kerim okumanın, dinimiz açısından bir mahzuru var mıdır?
Cevap: 
Konu ile alakalı olarak Halebîde deniyor ki:
"İş görenler ve yatanlar arasında, yüksek sesle Kur'ân-ı kerim okunursa, okuyan günaha girer."

Önizleme
Blogger tarafından desteklenmektedir.