Header Ads

Önizleme

Dünyada olan her şey en iyi şekilde yaratılmıştır

REKLAM Önizleme
Sual: Çirkinlik olmasa, kusurlu şeyler olmasaydı dünya daha güzel veya daha iyi yaşanır bir yer olmaz mıydı?
Cevap: 
Allahü teâlânın rahîm, hakîm, latif olduğuna inanmalıdır. Onun inayeti, şefkati, karıncadan insana kadar, her mahlûka yetişir. Kullarına olan merhameti, iyiliği, bir ananın, yavrusuna olan merhametinden daha çoktur.

Böyle olduğu hadîs-i şerifte bildirilmiştir. Lütfu, merhameti o kadar çoktur ki, dünyayı ve dünyada olan her şeyi en iyi şekilde yaratmıştır. Bundan daha iyisi mümkün değildir. Rahmetinden, lütfundan hiçbir mahlûku mahrum bırakmamıştır.

Yer yüzündeki akıl sahiplerinin hepsi bir araya gelip araştırsa, Onun yarattığı herhangi bir şeyin, daha uygun, daha iyi bir şeklini bulamaz. Her şeyin, olması gerektiği gibi yaratılmış olduğunu anlarlar. Çirkin yaratılan bir şeyin, en uygun, en kâmil şekli, çirkin olmasıdır. Çirkin olmasa noksanlık olur, yersiz olurdu. Çünkü, çirkinlik olmasaydı, meselâ güzelliğin kıymetini kimse bilemez, güzellik tatlı olmazdı.

Kusurlu şeyler olmasaydı, kusursuz şeylerin kıymeti bilinmez, kusursuzluk tatlı olmazdı. Çünkü, kâmil ve nâkıs, birbiri ile ölçerek anlaşılır. Meselâ, baba olmasa, çocuk olmaz. Çocuğu olmayan, baba olmaz. Böyle şeylerden, birinin var olması, ötekinin varlığı ile belli olur. Ölçmek, iki şey arasında olur. İkilik olmazsa, ölçü ve ölçmenin sonu elde edilemez.

Allahü teâlânın işlerinin faydasını, insanlar anlayamayabilir. Fakat, en faydalı, en iyi şeklin, Onun yarattığı şekil olduğuna inanmak lâzımdır. Sözün kısası, dünyada bulunan her şey, hastalık, kuvvetsizlik, hatta günahlar ve küfür, yok olmak, kusur, dert ve elem, hikmetsiz, faydasız, yersiz değildir. Hepsi, en uygun, en faydalı şekilde yaratılmıştır. Fakir yarattığı bir kimseye, en uygun şey, fakir olmaktır. Bu kimse zengin olsaydı, felâkete düşerdi.

Zengin yarattığı da, bunun gibidir. Bu da, tevhit kısmı gibi, engin bir denize benzer. Çok kimse, bu deryada boğulmuştur. Bu da, kader meselesi gibi anlaşılmaz. Fakat, buna, söylediğimiz kadar iman etmek yetişir. (Tam İlmihâl s. 682)

Önizleme
Blogger tarafından desteklenmektedir.