Header Ads

Önizleme

Dünya ve âhiret nimetlerinin en kıymetlisi

REKLAM Önizleme
Sual: Büyük zatları herkes tanıyabilir mi, anlayabilir mi?
Cevap: Allahü teâlânın sevgisini kazanmaya çalışana Salih denir. Bu sevgiyi kazanmış olana Veli denir. Başkalarının da kazanması için çalışan Veliye, Vesile ve Mürşid denir. Allahü teâlâ Maide suresinde, (Vesile arayınız) buyuruyor. Vesileyi bulmak nimeti, dünya ve âhiret nimetlerinin en kıymetlisidir. O halde onu sevmek, hem bu ihsanın vesilesi olduğu için, hem de Allahü teâlânın sevgili kulu olduğu için çok lazımdır ve insanın birinci vazifesidir. Hakiki vesileye kavuşmak en büyük saadettir. Onu aramak birinci vazifedir. Hakiki Mürşid, kıyamete kadar mevcuttur. Hâlis olan taliplere kendisini tanıtır. Düşmanlardan, ahmaklardan saklanır. Bir kimseyi dil ile, beden ile övmek için, ismi severek söylenir, yazılır. Sadık olan kimselere haber verilir. Resmi varsa, kıymetli yerde muhafaza olunur. Kendi görülünce ayağa kalkılır. İsmi ve ismini öven şiirler, kasideler duvara asılır. (Hak Sözün Vesikaları s.333)

İrşad-üt-talibin'de buyuruluyor ki: "Büyük âlim vefat edince feyz vermesi kesilmez, hatta artar. Fakat kalb hastalıklarına şifa olan bakışları ve sözleri devam etmediği için, bir insanın meyyit ile olan bağlılığı, diri ile olan gibi olamaz. Bunun için üveysi olmak, yani meyyitin ruhaniyetinden feyz almak az olur. Fena ve bekaya yükselen dirilerin meyyit ile irtibatları, diri iken olduğu kadar değil ise de çok olur ve bunlar meyyitten çok feyz alırlar. Fakat diri iken daha fazla alırlar. Çünkü diriler, yanındakilerin dine yapışmalarını sağlar. Bütün halleri ve sözleri ile kalblerine tesir ederek muhabbetin artmasına, böylece daha çok feyz almalarına sebep olurlar."

Görülüyor ki bir Mürşid aramak lazımdır. Sadık ve temiz bir Müslüman, Evliya diri iken de, kabrde iken de ruhlarından feyz alır ise de, diri olan Evliya bunun yapması lazım olan vazifeleri söyler. Hatalarını düzeltir. Böylece feyz alması kolaylaşır ve çok olur. Ölüler ise bir şey söyleyemez. Yol gösteremez. Kusurlarını bildiremez. Feyz alması azalır veya durur. İlham ve rüya ile meyyitten ders almak da olamaz. Çünkü ilhamlara ve rüyalara vehim, hayal ve şeytan karışabilir. Karışmamış olanları da tevilli, tabirli olabilir. Doğruları eğrilerinden ayırt edilemez. Kazanç pek kıymetli ise de, zarar da o derece tehlikelidir. Böyle olmakla beraber, hakiki âlim bulunmadığı zamanlarda, mürşid geçinen cahillere aldanmayıp mevtaların ruhlarından feyz almağa çalışmalıdır. Buna kavuşmak için, Ehl-i sünnet itikadında olmak, İslamiyet'e uymak, hakiki âlimlerin kitaplarını okumak ve okuyan ile sohbet etmek şarttır. (Seadet-i Ebediyye s.1052)

Bir Müslüman, bir Velinin sohbetine kavuşursa veya hep onu düşünürse yani onun suretini, yüzünü hayaline getirirse yahut hayatını, sözlerini öğrenip, severek, ağlayarak düşünürse, onun kalbindeki feyzler, marifetler bunun kalbine akar. Yalnız uzaktan düşünerek yetişmiş, Veli olmuş mesut, bahtiyar zatlar çok vardı. Bu kazançlarını ve kavuştukları yüksek dereceleri, kitaplarında bildirmişlerdir. Allahü teâlânın bu merhameti, bu ihsanı, kıyamete kadar devam edecektir. (Seadet-i Ebediyye s.1056)

Önizleme

Hiç yorum yok

Cevap istediğiniz sorularınız için dinimizislam11@gmail.com adresine mail gönderiniz. Teşekkürler.
DİNİMİZ ve İSLAM SİTESİ YÖNETİMİ

Blogger tarafından desteklenmektedir.