Header Ads

Önizleme

Âdetlerde değişiklik yapmak

Sual: Âdetlerde değişiklik yapmak, bid’at sayılır mı?
Cevap: 
Resûlullahın ibadet olarak yaptığı ve ara sıra bıraktığı şeylere (Sünnet-i hüdâ) veya (Müekked sünnet) denir. Bunları ara sıra yapmayanlara azap bildirilmedi. Hiç terk etmediği ve terk edenlere azap yapılacağını bildirdiklerine (Vâcib) denir. Ara sıra yaptığı ibadetlere (Müekked olmayan sünnet) veya (Müstehab) denir. Âdet olarak yaptıklarına (Sünnet-i zevâid) veya (Edeb) denir. İyi şeylere sağdan, fena şeylere soldan başlamak ve sağ, sol elleri kullanmak edebdir.

Âdetlerde değişiklik yapmak, bid’at değildir. Vera’ sahiplerinin yapmaması iyi olur. Hadîs-i şerifte, (Benim sünnetime ve benden sonra, hulefâ-i râşidînin sünnetlerine sarılınız!) buyuruldu. Sünnet sözü, yalnız olarak söylenildiği zaman, İslamiyetin bildirdiği her şey demektir. Bu dinin sahibi olan Resûl “aleyhisselâm”, âdetlerde bir şey bildirmedi. Çünkü Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, insanlara dinlerini bildirmek için geldi. Dünyada muhtaç oldukları şeylerin yapılmasını öğretmek için gelmedi. Hadîs-i şerifte, (Dünya işlerinizi yapmasını siz daha iyi bilirsiniz!) buyuruldu.

Dünyanıza faydalı olan şeyleri bulup yapmanız için benim bildirmeme lüzum yoktur demektir. Dini vazifelerinizi, ibadetlerinizi bilemezsiniz. Onları benden öğreniniz demektir. Bunun için âdetler, İslamiyetin dışında kalmaktadır. İslamiyetin dışında olan şeylerde yapılan değişiklikler bid’at olmaz.

Minare, mektep, kitap gibi sonradan yapılmış olan şeyler bid’at yani dinde reform değildir. Bunlar dine yardımcı şeylerdir. İslamiyet bunlara izin vermiş, hatta emir etmiştir. Böyle şeylere (Sünnet-i hasene) denir. İslamiyetin yasak ettiği şeyleri meydana çıkarmağa (Sünnet-i seyyie) denir. Bid’atler, yani dinde reformlar, sünnet-i seyyiedir. Sünnet-i hasene yani dine yardımcı şeylerin (Sadr-ı evvel)de yani Eshâb-ı kirâmın “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în” ve tâbi’în-i izâmın “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” zamanlarında yapılmaması, onların bu faydalı şeylere ihtiyaçları olmadığı içindi.

Onlar, kâfirlerle cihâd ediyor, İslamiyeti dünyaya yayıyorlardı. Onların zamanlarında bid’at sahipleri çıkmamış veya çoğalmamıştı. Kıyamete kadar (sünnet-i hasene) meydana çıkarmak câizdir ve sevaptır. (Fâideli Bilgiler s. 436)

Önizleme
Blogger tarafından desteklenmektedir.