Header Ads

Önizleme

Cehennem mümin kişiyi yakmaz mı?

REKLAM Önizleme
Sual: (İtikadı düzgün mümin, Cehenneme girse de azap görmez) deniyor. Bu doğru mudur?
CEVAP
Evet, doğrudur. İmam-ı Rabbânî hazretleri, itikadı düzgün yani Ehl-i sünnet itikadında ve küfre girmemiş olan müminlerin, günahı çok olsa da, Cehenneme hiç girmeyeceğini bildirmektedir. (1/266)

(Hiç girmeyecek) demek, (Girse de azap görmeyecek) demektir. Üç hadis-i şerif:

(İyi kötü herkes [Cehennem üzerine kurulmuş Sırat’tan] geçer. İbrahim aleyhisselama ateşin serin olduğu gibi, yalnız mümine, serin ve selamet olur. Cehennem, “Müminin nuru nârımı söndürüyor” diye bağırır. Bundan sonra Allahü teâlâ, takva ehlini kurtarır; zâlimleri ise, orada yüzüstü bırakır.) [İbni Mace]

(Kıyamette Cehennem mümine, “Çabuk geç ey mümin! Nurun nârımı [ateşimi] söndürecek” diye bağırır.) [Taberanî]

(Müminlere, Cehennemin sıcaklığı, hamam sıcağı gibi olacaktır.) [Ebu Nuaym]

Bir düşman
Şerrin azı da çoktur, hayrın sınırı yoktur,
Bin dostun olsa da az, bir düşman ise çoktur.

Mezhepsiz ne demektir?
Sual: Bir haberde, siyâsî mezhepsiz diye bir ifade kullanıldı. Bunun dînî yönü var mıdır?
CEVAP
Mezhep, gidilen, tutulan yol demektir. Gittiği belli bir yolu yani belli bir hak mezhebi olmayana mezhepsiz denir. Hattâ dört hak mezhebin dışında, bâtıl bir mezhebe uyana da mezhepsiz denir. Halk arasında böyle kimselere beşinci mezhepten de deniyor. Mezhepsiz kelimesini bazı yerlerde, dinsiz anlamında da kullanıyorlar.
Siyâsî yönden, belli bir yol izlemeyen, dün başka, bugün başka konuşan, menfaatine göre çark eden, siyâsî rüzgâra göre yön değiştiren, belli ve meşru bir yolu bulunmayan siyasetçiye de, siyâsî mezhepsiz denir.

Devasız dert olmaz
Kalleş olan mert olmaz, devası yok dert olmaz,
Kim derdini söylemez, elbet derman bulamaz.

İngilizlerin adamı
Sual: (İngiliz Casusunun İtirafları) isimli kitabı eleştiren bir Vehhabi, (Vehhabiliği İngilizler kurmadı) diyor. Vehhabiliğin kurucusu Muhammed bin Abdülvehhab için, (İngilizlerin adamı değildir) derken, İbni Suud için, (Modern Suudî Arabistan’ın kurucusu olan ve Muhammed bin Abdülvehhab’ın yolunu sahiplenen İbni Suud'un, İngilizlerin adamı olduğu bir gerçektir) ifadesini kullanıyor. Bu açık bir çelişki değil mi? Vehhabiliği İngilizler kurmamışsa, İngilizlerin adamı olduğunu Vehhabilerin bile kabul ettiği İbni Suud, nasıl olur da, Vehhabiliği sahiplenip onu devam ettiriyor?
CEVAP
Minareyi çalan kılıfını hazırlamaya çalışsa da, mızrağı çuvala sığdıramamışlar. Vehhabiliğin bid’at bir fırka olduğunu Ehl-i sünnet âlimleri çeşitli kitaplarında bildirmiştir. Bu kitapların isimleri sitemizde vardır.

Kitap
Kitap, altın kafesse, ilim içinde kuştur,
Kafesi alan kimse, kuşa sahip olmuştur.
Önizleme

Hiç yorum yok

Cevap istediğiniz sorularınız için dinimizislam11@gmail.com adresine mail gönderiniz. Teşekkürler.
DİNİMİZ ve İSLAM SİTESİ YÖNETİMİ

Blogger tarafından desteklenmektedir.